|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Kırmızı Vespa'ya
Sadakat 1994 Model Vespa PX 200 E Kırmızı. 7 Aralık 2007 tarihinde ailemize katıldı. Yürür durumda olmasına rağmen ilgiye ihtiyacı vardı. Yorgundu biraz... Farı düştü düşecek, sinyaller çalışmıyor, sağı solu yamuk, kimi yeri pas içinde, kimi titriyor. Bu iki zamanlı araçları oldum olası hiç sevememiştim. "Pat pat" çatlak sesli, arkasından duman çıkaran, "illet" şeylerdi. Niçin bu araçların yeryüzünden tamamen kaldırılmadığını merak ederdim. Öyle ya, yeni teknolojili dört zamanlı araçların sağladığı stabil çalışma şartları, yakıt ekonomisi, daha düşük emisyon, vs, vs. vs. varken...
E, niye adık bunu? |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
İbrahim Er isimli sevgili arkadaşımın yıllarca kullandığı bu araç, kendisinden çıkınca bir süre sonra Motorium'a geldi. Tolga bey, mağazasına (www.motorium.com) çizik motosiklet sokmazken bunu aldı baş köşeye koydu! (Masasının yanı, en değerli köşesidir). Ardından beni çağırıp bunu satın almamı tavsiye etti. Tamam, askerde jetonları kavil ile parlatırdım, Renault Broadway otomobilimin motor havuzunu cilalardım, ancak bu biraz farklı. Çok işi var. Neyse, bir kaç tur atalım dedik. Kullanınca "fena değilmiş hani, sağlıklı da görünüyor" oldu. "Bir tur daha atayım" derken, satın aldık :) Plakası, ruhsatı geldi, evimize götürdük, usuldendir, önce bir banyo yaptı. Yaptı da temizledikçe, temizlenecek yerler artıyor. Önce sağını solunu biraz yokladık, sıkıştırdık, geçici bir far taktık, fren ve sinyal lambalarını çalışır hale getirdik, aynayı attık. Plakayı da monte ettik. Tamam, yollar bizimdi artık. Ama haritaya bakmadan yapacak bir miktar daha iş vardı :) Altından ha bire yağ damlıyor. İngiliz Triumph marka motosikletler geldi aklıma, onlarda yağ damlatırlar. Üstelik dört zamanlı ve pahalı araçlar olmasına rağmen. Hatta "Triumph yağ damlatmıyorsa sevinmeden önce motorda yağ olup olmadığını kontrol edin" derler, bu misal ben de dert etmedim. Fazla uzaklaşmadan dolaştım, frenlerine ve vitesine alışmaya çalıştım. Elden 4 vitesli ve ön fren elde, arka fren ayakta. Tuhaf. Ama hoşuma gitmeye başladı.
İlk turlar Bir çift ayna monte ettikten sonra, 8 Mart 2008 tarihinde, ilk yolculuğumuza sevgili Tanju Eskiköy ile beraber çıktık. Karamürsel, İznik, Sansarak, Orhangazi, Yalova, bir çırpıda bitti. Kendisi Harley Davidson kullandığı için yol boyunca bana yetişme sorunu yaşamadı :)
27 Mart 2008 tarihinde yine Tanju ile beraber Karamürsel ile İznik arasındaki Kızderbent köyü ve civarında gezdik. Tanju Harley Davidson ile geçen sefer Vespa'ma yetişme konusunda pek sorun yaşamadı ancak bu sefer daha konforlu olsun diye Mobylette ile geldi :)
Tanju, bir Mobylette tutkunudur ve onu evindeki çalışma odasında muhafaza etmektedir :) Hatta, Temmuz 2007 de yapmış olduğu "Mobylette İle İstanbul-Bodrum-İstanbul 1500 km" seyahatinin notlarını www.mobyletteboy.com ve www.motorium.com adresindeki internet sitelerinden okuyabilirsiniz.
Kızderbent köyünün etrafında sağa sola bakalım derken bir ara köyün
uzaktan manzarasını görme fırsatımız oldu. Çizgi filmlerdeki gibi
görünüyordu adeta. Biraz daha dolaşalım derken çamura battık. Delmece Yaylası Bu defa, 24 Ekim 2008'de, sevgili Sado ile bir tur yaptık. Tanışmış ve tanımış olmaktan dolayı büyük keyif duyduğum, has dostumdur. Motosiklete yeni başladı. İyi bir dağcı olduğundan, beden usullerini bilir. Bu sebeple, olması gerektiği gibi, 125 cc (Yamaha YBR 125) klasik bir motosiklet ile, doğru bir başlangıç yaptı. 125 cc kullanıyor diye yoldan çekinmez, çay içmek için çıktığında 500 km yol yapar.
Nereye gidelim derken, kendimizi Çınarcık'ta bulduk. Ardından Erikli yaylası yakınlarından geçip, Delmece yaylasına çıktık. Misler gibi yayla havasında, çantamızdaki termostan içtiğimiz kahvenin kokusu hala burnumda. Narlıca'ya inip, güzel bir köfte molası, sonrasında sağa sapıp, Armutlu burnunu dolaşıp, yeniden Çınarcık ve Yalova...
Internette, Vespa restorasyonu yapan onlarca firma buldum. Kimi kullanıcılar evinde, deposunda, yıllarca kullanmış olduğu, belki de sevdiğinden hatıra kalan, o güzelim rengarenk Vespalarını toplamış, boyamış, süslemiş, restore etmiş. Yıllardır benim de böyle bir hevesim vardı. Demek ki o gün bugünmüş. Öncesinde sağını solunu yoklaya yoklaya, bir yandan da korkarak anlamaya çalıştım. Eski bir servis kitabını bulmuştum, bir miktar da ondan yararlandım elbette. Fakat baktım ki öyle elleyip durmakla bir yere varamayacağım, daldım :) Elbette ilk önce farı, sinyalleri, selesi, gibi en kolay yerlerinden başladım. Ardından benzin ve yağ deposunu çıkartınca motor için yol açılmış oldu. Motorun şaseyle bağlantı noktası sadece 2 cıvata. Bir tanesi ana bağlantı ki motorun hemen önünde, alt kısımda, enlemesine ve uzun. Motorun aynı zamanda süspansiyon işini de yüklenmesinden dolayı, torsiyon merkezi gibi görev yapan bu civata, aslında en son sökülmekte. Daha öncesinde amortisör bağlantısı mevcut. Tabi bu mekanik bağlantılar kolay, bunların da öncesinde kablo ve hortumlar var. İşte burada yavaş, çok dikkatli olmak gerek. Öncelikle en zor olanı jikle idi. Çok vaktimi aldı.Ardından yağ ve benzin hortumları, gaz teli, fren teli ve vites değiştirme telleri.
Zaman zaman yedek parça satın aldım. Hatta bu işlem 1 yıl sürdü diyebilirim. Satın aldığım malzemelerin listesi şu şekildedir;
- Ön çamurluk
Yukarıdaki resimlerde görünen parçaların hepsi 1993 yılından kalma orjinaldir. Her biri tek tek döner fırça, aşındırıcı-temizleyici kimyasallar ve zımpara ile saatler süren emekler ile temizlenip, yılların biriktirdiği oksitlenme, pas ve çamur tortularından arındırılmıştır. Aynı işlemler kaportanın çelik parçalarına da uygulanmıştır.
Zamanında bakımlı kullanılmış olmasına rağmen, son yıllarda bir
kenara itilmiş gibi. Kaportanın önünde bir vuruk var ama ufak. Bir
de sağ kalça ezilmiş, düzeltilebilir durumda. Altta çürük yok,
megesliydi, komple temizledim. Arka kısımlarda boya iyi durumdaydı,
o sebeple tam kazımadım, sadece gereken yerleri.
Yakında macun, astar ve boya işlemi olacak. 3 aydır bu şekilde
beklemekte, WD40 ile kapladım ancak bir miktar oksit yaptı. Boyaya
teslim edeceğim gün oksit ve yağlardan tamamen temizleyim vereceğim.
3 yıldır marka logosu, model stikeri, elcikleri, sinyal kapakları,
gidon rulmanları, ön çamurluğu vs... yeniden aldım ve 94 model
yılındaki orjinal görüntüsüne sadık kalmaya dikkat ettim. Aslına
uygun olsun istedim. Boya Operasyonu En nihayet boya operasyonu başladı. Buraya kadar hep söktük, temizledik, raflara kutulara yerleştirdik. İşte göze görünür en önemli adım.
94 model yılında
kullanılan kırmızı, Rosso Dragon olarak adlandırılmış. Piaggio kodu
894 olan bu renk aynı zamanda klasik Ferrari'nin rengi. Boya
atölyesi olarak Moto C-Max Renk Atölyesi ile anlaştım. Sahibi Hakan
Bitnel son derece özenli bir iş çıkardı. Yaklaşık 1 ay sürdü. Zaman
zaman uğrayıp Vespa'mın boya öncesi yapılan aişlemlerine, sabırla
hazırlanışına ve renklendirilmesine şahit oldum. Bence boya
sihirli bir dokunuş. Makyaj gibi :)
Yukarıda boya hazırlıkları esnasında alınmış birkaç kare var. Altta
ise tamamlandıktan sonraki hali (19 Mart 2011). Henüz tasnif
edilmemiş birçok fotoğraf var, bunlar da önümüzdeki günlerde yayına
girecek. Şimdilik bu kadar.
12
Mayıs 2011, Perşembe Amortisör yayları normalde plastik kovan içinde çalıştığından dış ortamdan fazla etkilenmemiş ancak yine de oldukça paslıydılar. Her ikisinin de paslarından arındırılıp temizlenmesi çok zaman aldı. Ardından statik boya ile kaplanması tahminimden başarılı oldu. Hem sağlam bir kaplama hem de esnek. Şimdi sıra elektrik tesisatında.
Tüm elektrik
tesisatını boyadan önce sökmüştüm. her bir kablo ve soket ayrı ayrı
temizlik ve bakım gördü. Bu işlemlerden sonra yerlerine
yerleştirildi ve soket bağlantıları yapıldı.
2 Haziran 2011, Perşembe Elektrik tesisatı ve ön yürüyüş takımı sonrasında sıra motor ünitesinin montajına geldi. ilk önce vites selektör dişli seti içinde bulunan artı (+) şeklindeki parçayı değişitirdim. Zaman zaman viteslerde takılma veya geçmeme nedeniyle tahmini olarak söktüğüm parçanın uçlarındaki aşınma problemi göstermekteydi. Yenisiyle değişti, ama neticeyi motor çalışınca göreceğiz. Ardından yeni conta seti ile beraber motor kapandı. Aracın tüm contalarının tek bir pakette satılması çok güzel. Bir seferde hepsini birden yenileme fırsatı buluyorsunuz. Motoru kapatırken yurt dışından getirttiğim servis kitabı sayesinde tüm cıvataları gerçek tork değerlerinde sıkmak mümkün oldu.
Yeni debriyaj setini
monte etmeden önce balataları normalde çalışacağı ortam sıvısı olan
şanzıman yağı içinde 4 saat bekletip, balataların bir miktar yağ
emmesini sağladım. Bu sayede ilk çalışma esnasında ıslak olup
balataların gereğinden fazla aşınmasına engel olunmakta.
27 Haziran 2011, Pazartesi Nihayet yaklaşık 2 yıl sonra motor ünitesi ile şasi "evlendi", yani birbirine kavuştu. Bu anı çok uzun zamandır beklemekteydim. Motoru kapatırken yapılan ölçümler sonrasında piston ve silindir yüzeylerinin gayet iyi olduğu ortaya çıktı. Bu kadar emek sonrasında en azından piston sekmanları yenilense iyi olur diye sadece sekman değişimi gerçekleşmiş oldu. Ardından şanzıman yağını ekledim.
Bir not, şanzıman yağı
için servis kitabında 30 numara 2 zamanlı motor yağı veya 80 numara
dişli seti yağı seçenekleri bulunmakta. Tavsiye edilen ise 30
numara 2 zamanlı motor yağı. Yani motorun çalışırken kullandığı ve
benzinle karıştırdığı yağı şanzımana da ekleyebiliyorsunuz. Bu detay
çok hoşuma gitti.
Motorun montajından sonra ilk iş olarak arka fren tertibatı ve frene ait çelik tellerin montajı tamamlandı. Böylece Vespa'nın ön-arka fren, vites selektörü ve gaz telleri tamamıyla iç-dış yenilenmiş oldu. Aracın üzerinde üç adet kilit bulunmakta. Eski halinde sadece kontak anahtarı mevcuttu ve bu da düzgün çalışmıyordu. Üç kilit fişeğide yenilendi. Artık yedekli ve yeni bir anahtar setine kavuşmuş olduk. Torpido gözü ve sele kilit mekanizmaları komple bakımdan geçti, ön yüzeyleri parlak siyah boya ile boyandı. Elbette bu işlemler her zaman mükemmel yürümüyor. Mesela kontak kilidini monte ederken, gidon kilit mekanızmasının gidonun kendisinden önce monte edilmesi gerektiğini fark etmiş olmam gibi :/ Biraz homurdanıp gidon milini yeniden söküp, kilit mekanizmasını oturtup, yeniden montaj yapam gerekti. Neyseki bu gibi hatalarla sık karşılaşmadım.
Sırada elektrik tesisatının kontrol edilmesi ve motora ilk hareketin
verilmesi kaldı.
1 Temmuz 2011, Cuma Motor çalıştı :) Elektrik devrelerini kontrol ettim ve bir problem görmedim. Aküyü henüz monte etmeden bir start deneme yaptım, motor çalıştı. Açıkçası bu kadar kolay beklemiyordum çünki daha karbüratör ayarlarını doğüru dürüst yapmamıştım bile. Çok heyecanlandım. O sesi yeniden duymak beni mutlu etti :):):):):)
Elektrik sistemi
kabloları komple elden geçmişti. Aslında kopuk veya kısa devre yoktu
ancak tüm soket ve bağlantıları temizleyip korozyona karşı direçli
hale getirmiştim. Bu esnada yaptığım kontroller sırasında sinyal
flaşör devresinde bir problem fark ettim. Sorunun flaşör röle
devresinde olduğunu tespit ettikten sonra yenisiyle değiştirip onuda
işler hale getirdim. Tüm elektrik devre ve unsurları çalışır hale
geldi.
Selenin döşemesi
yenilendi. Döşeme ustamız Mahmut Yıldırım bey tam kırk yıldır bu
işin içinde olduğunu yaptığı işin kalitesiyle göstermekte.
En nihayet son 3 gündür testlerdeyim. İlk önce Beykoz semti içinde, atölyemden çok uzaklaşmadan kısa dolaşmalar, dinlemeler. Ufak tefek ayarlar, sonra yeniden dolaşmalar derken bugün Tolga Büyüköner'i ziyarete Maltepe'ye gittim. Kendisi Vepa'mı en son sökülmeden 1-2 hafta önce görmüştü. Bu hafta ilk 150 km geride kaldı. Debriyaj ve fren balatalarının ilk aşınmaları gerçekleşti, bu sebeple tüm ayarlar kısa bir süre sonra yeniden elden geçecek.
3 Ağustos 2011,
Çarşamba
16 Ağustos 2011, Salı
Şu an için ufak tefek
ayarlar gerekmeye başladı. Yenilenmiş bulunan fren ve debriyaj
balataları ilk aşınmalar sonucunda artık yerleşmeye başladı. 200-300
km sonrasında tamamen stabil hale gelmesini bekliyorum. Ardından
yapılacak ayarlar daha kalıcı olacaktır. Kısaca süreç
normal işlemekte.
Bu aralar Vimeo'dan, Youtube'dan Vespa PX ile ilgili seyahat videoları izliyorum. Sanırım yollar bizi çağırıyor. 24 Eylül 2011, Cumartesi
Tolga Büyüköner test
sürüşünde :)
Eh, bundan sonra bir yol hikayesi gelir artık.
Devamı yakında... |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||